Anasayfa / HİKAYE

HİKAYE

Ütopyanın Kanatları [1.Bölüm]

Öneri : Ütopyanın Kanatları [Pusula]   Birinci bölümü: Yazar, kendini öldürür… Sıradan ve çok önceden düşünülüp yazıldığı gibi bir günün yaşanması için her şey hazırdı ancak kaderin başka planları vardı, ya da en azından Yazar’ın niyeti başkaydı. O, dehşetli gün yaşanana dek İki Büyük şehir ve Bir Uğursuz şehirde hayat olağan …

Dahası »

Ütopyanın Kanatları [Pusula]

Kuşlar şehri: Bursa Kediler şehri: İstanbul ‘’… şehrin adı Gelincik şehriydi. Uçsuz bucaksız topraklarda, sonu yokmuş hissi veren gelinciklerden adını almaktaydı.’’ Gelincik sultanı: Gelincik şehrinin yöneticisi, şehrin generali ve meşhur bale oyununun yönetmeni. Gelincik şehri: sürgün edilen, virane şehir. Dönen kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Kesin ölüm gözüyle bakılır. …

Dahası »

Güneşe Aşık Çimen

   Nasıl ki bir çiçeği toprağa ekersin yaprak yaprak açar, nasıl ki bir çimen tohumunu toprağa ekersin, ilk olarak başını o ağır toprağın altından çıkarıp güneşe selama durursa ve sonrasında o yeşil çimen taneleri her gün geçişinde birer birer çoğalır ve gözünde muhteşem bir yeşil manzara oluşturursa, hayatımız da böyle. …

Dahası »

Berhudar

Bir bayram sabahıydı. Bayramın ilk günü. İlham Bey’ler yine dairesinde bir başına vakit geçiriyordu. Sahip olduğu vakti bekleyerek harcıyordu, cömertçe. Kapısı çaldı saat tam 10:12’de. Kapının sesini duyunca *berhudar oldu. Usulca doğruldu beklediği yerden ve kapıya doğru yürüdü. – Geliyorum! Aynı gün. Saat 10:47. Saygı Nine, elinde gümüş kaplı aynası ile sallanan …

Dahası »

Yağmura Yürüyorum

Etraf zifiri karanlık. Sokakta bir başına yanan sokak lambası dışında. O da hemen altında ki bankı aydınlatıyor sadece. Dünya o gün orada bir sokak lambası ve banktan ibaret.. Bankta iki kişi. Bir adam, bir de kadın. Kadının kırmızı montu vardı, adamın ise sigarası. Yağmur yağıyordu, deli gibi. Nefes almak bile zordu. …

Dahası »

Ruhi Mücerret’in Mezar Taşları

Ölüm karşısında herkes acemidir; ben de öyleyim. Hala hayattaysanız aziz okur, şansınız var: Acemi şansı. Bendeniz, Ruhi Mücerret. Yaşayan son İstiklal Harbi gazisiyim. Tarihin dikiz aynasındaki canlı tek siluet. Tam 100 yaşındayım. Yani elinizdeki kitap bitmeden kozalak mahallesine taşınmış olacağım. Ve mezar taşıma ” Sizi ayakta karşılayamadığım için özür dilerim” …

Dahası »

Gök Mavisi Masa [Kıssahan]

Saat 12:14 – Elbette Madam Maria. Elbette kirayı bu ay istediğiniz gibi getirip elden teslim ederim. Madam Maria. Han’ın bulunduğu dükkanın sahibi. Han benim ama dükkan O’nun. 77 yaşında. Saçları beyaz ve kısa. Boyu 1.57. Gözleri siyah. Tahmin edeceğiniz gibi bir Türk ve bir Müslüman da değil. Yıllar önce gönlünü …

Dahası »

Soğuk Limonata [Kıssahan]

Soğuk limonata tadında bir hava vardı o gün. Handa tek eksik masalar ve sandalyeler kalmıştı. Onlar da hazır aslında ama benim boyamamı bekliyorlardı. Birçok masa ve sandalye beni bekliyordu. Kasabanın çocuklarını topladım, boya kovalarını da yanlarına bıraktım. Ellerine de birer fırça. Tek renk seçme hakkı tanıdığım çocukları masalarla baş başa …

Dahası »

Hoş Geldiniz [Kıssahan]

Gelin gelin, oturun. Bir sandalye çekin kendinize. Soluklanın biraz. Yoruldunuz bu yaşınıza kadar. Bir molayı hak ettiniz. Hem benim de anlatacaklarım var. Ben kim miyim? Ben aslında senim. Kafanın içindeki o ipe sapa gelmez tuhaf düşüncelerim. Kiminin baskın çıkıp bilinçaltı boşluğuna ittiği, kiminin kendini çok kaptırıp dünyadan uzaklaştığı, kiminin ise …

Dahası »

Kıssahan – Anlatacaklarım Var! [Önsöz]

Yer: Soğukgöl Kasabası Mekan: Han Kafe Hava: Soğuk Limonata Tadında Zaman: Eski Zaman Ben: Kıssahan Kasabanın en işlek caddesi üzerinde ve en işlek bu caddenin en sakin köşesinde bir kafe. Girişinde ufak bir tabelada sadece HAN yazan, hancıların soluklanma durağı! Gökyüzü mavisi renginde ahşap panjurlu bir cam, yine aynı renkte …

Dahası »