Pişmanlık Albayım Uyutmuyor

Pişmanlık albayım büyüyünce geçiyor mu? Yoksa büyüdükçe seninle birlikte büyüyor mu? Pişmanım albayım, evet. Ayıp mı? Ayıp! Yakışır mı delikanlıya? Gururunu takın biraz. Geçmişte kaldı albayım. O’nun gözyaşlarında kaldı. Anladım. Geç anladım. Geç kaldım. Pişmanım. Biliyor musunuz, bana iyi geceler demedi. Benim iyi geçmeyen gecelerimde sen neredeydin dedi. Al şu zamanı geri albayım, dayanamıyorum. Yetkin yok mu zamana müdahaleye? O da dayanamamış biliyor musun albayım. Çok ağlamış. Uyuyamamış. Ama iyiymiş şimdi. Geçmiş. Öyle dedi. Allah iyilik versin tabi..

Pişmanlık albayım, uyutmuyor. Uyuyamıyorum. Rüyama giriyor hani rüyama girmese zaten vücudumda dolaşan ince bir sızı. Uyuyamıyorum uyutmuyor ancak vücudun artık dermanı kalmadığında sızıp kalıyorum. Seviyorum albayım. Çok seviyorum. Hatta vatan evet evet vatan kadar vatanım kadar vatanımı sever gibi seviyorum. Madem öyle bu saatten sonra O’na yaptığın her yanlışı vatana ihanet sayarım, çeker vururum. Eğitim zaiyatı der geçerim. Emredersiniz albayım! Albayım hazır emretmişken şu zamana da bir el atında az bir geri gitsin. Bir kaç sene yeter be albayım. Vatanıma sil baştan sahip çıkayım.

Pişmanlık albayım, geçmiyor. Kabul etseydi özrümü bir affetseydi beni. O gün bu gündür nöbetteyim albayım, vatanımı bekliyorum. Umutsuz vak’asın asker. Birliğimdeki asker böyle bir hata yapmış olamaz. Askeri disiplin mahkemesine çıkacaksın. Yargılanacaksın! Tutmadığın her nöbet için tek tek yargılanacaksın.

İstikamet geçmiş zaman! Marş marş!

***

Gece saat 04.00
Kalktım çay demledim
Harareti alıyor ya hani,
Benim de içim yanıyor ya hani.

***

Davacıya soruldu! Anlat bakalım. O hep gitti hakim bey ben mutluydum o gitti, ben mutsuzdum ihtiyacım vardı ona o yoktu. Özledim, ağladım, bekledim, uyuyamadım ama o hep gitti. İtiraz ediyorum hakim bey! Hakkın var mı buna sence? Yoktur elbet lakin seviyorum hakim bey biliyorum üzdüm inkar edemem biliyorum ama pişmanım. Yok mu nabız ölçer gibi pişmanlığı da ölçmenin bir yolu uzatayım kolumu buyurun ölçün buyurun.

Fırfır!..  26 Mart "Ölmeme Günü"müz Kutlu Olsun

İtiraz ediyorum hakim bey. Hatamı telafi etmek istiyorum. Ne belli yine gitmeyeceği hakim bey nasıl güveneyim nasıl inanayım ya yine canım yanarsa. Hem zaten eski tadı yok damağımda. İtiraz edemiyorum.. Çünkü haklı hakim bey. Cezam ne ise razıyım hakim bey. Tek ve son sözüm “seviyorum”. Yalan! Yalan söylüyor hakim bey. Sevmiyor. Müsaade buyurun bir kez sarılayım hakim bey, albayım, sen bir müsaade et. Bir kere. İnsan sonradan sever mi hakim bey! İtiraz ediyorum. Güvensizliğim pişmanlığına sarılsın ben istemiyorum hakim bey.

Yaz kızım, karar!..

Ey insanlar! Ey okuyanlar! Pişmanlık kafi midir? Pişmanlık affolmak için yeterli midir ya da azaltır mı hak edilen cezayı? Belki cezanın kendisidir pişmanlık? Ne bileyim! Alın tokmağı albayım. Sizin olsun dava. Benim uyumam gereken bir pişmanlığım var.

 

Kapak fotoğrafı: [1]

 

- İlk beğenen sen ol!

Oksijen ile aramda ironik bir bağ var.

Yorum bırak :

Email adresleriniz bizde saklı kalacaktır.

Sliding Sidebar

Size daha önce hiç evrenin özütünün düşünceler olduğunu söyleyen oldu mu? Evet! Ne enerji, ne atom, ne de başka bir şey! Evren sadece düşüncelerden oluşur. Galaksiler, yıldızlar, gezegenler düşüncelerden oluşur. Evler, arabalar, sokaklar, ağaçlar, gökyüzü düşüncelerden oluşur. Erkekler, kadınlar, çocuklar, bütün insanlar, bütün hayvanlar, bütün canlılar her şey ve herkes sâfi düşünceden oluşur. Dünyanın var olmadığını düşünen biri için dünya aslında yoktur. Bu kadar basit işte.